Eşitlik Masalı | Abdullah Elbi

[alert heading=”Not: ” type=”info”]Bu yazı misafir blogculuk kapsamında yazılmıştır.[/alert]

Acaba gerçekten eşit olabilir  miyiz? Evet, günümüz dünyasının üzerinde sıkça durduğu eşitlik kavramından bahsediyorum. Hani bu yüzyılın devletlerinin, milletlerinin üzerinde kafa yordukları(!) ve kurdukları bin bir türlü düzene uydurdukları güzel bir kılıf olan eşitlik. Bu kelimeye bir de, o keskin kalemiyle döneminin emperyalist ve diktatör rejimlerine meydan okumuş yazar, George Orwell’ın penceresinden bakmak isterim. Kitapları zamanının hakim yönetim sistemlerinden olan komünizm, ve bunun yansıması Stalinci zihniyete olan yergilerle dolu. Geçenlerde okuduğum Orwell’ın  Bir Peri Masalı olarak adlandırdığı Hayvan Çiftliği romanı bunun en güzel örneklerinden.

Öncelikle hikayeden bahsetmek istiyorum. Ana karakterleri hayvanlar olan hikayemiz İngiltere’de Bay Jones’un sahibi olduğu Beylik Çiftliğinde geçiyor. Olay hayvanların en yaşlısı olan ve bütün hayvanların saygı duydukları domuz  Koca Reis’in diğer hayvanlara bir rüyasını anlatmasıyla başlıyor.

Genel itibariyle insanoğlunun hayvanlara yaptığı eziyet ve onların etini, sütünü, yumurtasını sömürdüğünden bahsediyor. Konuşmasının en can alıcı parçası ise Tüm sıkıntılarımız tek bir sözcükte özetlenebilir: İnsan. İnsan üretmeden tüketen tek varlıktır. İnsanoğlu kendinden başka hiçbir yaratığın çıkarını gözetmez. İnsan tek gerçek düşmanımızdır.’ Bu konuda Koca Reise katılıyorum gerçekten de insan kendinden başkasının iyiliğini düşünmediği gibi  insanın da  en tehlikeli düşmanı yine insandır. Ve şöyle devam eder; ‘Yoldaşlar en önemlisi de hiçbir hayvan kendi türünden olanlara zorbalık etmemeli. Güçlüsü güçsüzü, akıllısı akılsızı hepimiz kardeşiz. Hiçbir hayvan başka bir hayvanı öldürmemeli.Bütün hayvanlar eşittir.’ Denilenler size de tanıdık gelmedi mi? Şu anki devlet yöneticileri ve otoriteler de aynı şeyi söylemiyorlar mı? ‘Güçlüsü güçsüzü, akıllısı akılsızı hepimiz kardeşiz ve bütün insanlar eşittir.’  demiyorlar mı? Altlarında birkaç işçinin bir araya gelip ömür boyu kazandıklarıyla bile alamayacakları arabalarla, ışıklandırma sisteminin aylık faturasıyla yeni bir daire alınabilecek saraylarıyla onlar desinler bakalım ‘hepimiz eşitiz’.

Bakalım gerçekten bu kadar eşitlikçi(!) bir toplum yapısına  ulaşabilecekler mi haydi beraber görelim. Birkaç gün sonra domuzlar liderliğinde çiftlik hayvanlar tarafından ele geçirilir. İlk iş  olarak Koca Reis’in ‘Bütün hayvanlar eşittir.’ ilkesi  doğrultusunda  bir düzen kuruldu ve hayvanlara insani olan yatakta uyumak, alkol tüketmek, ticaret yapmak, kıyafet giymek  gibi faaliyetler yasaklanmıştı. Bu arada çiftliğin adı da artık ‘Hayvan Çiftliği’dir. Artık herkes toplum yani çiftlik için çalışıyordu. Ama daha birkaç ay geçmemişti ki güç sarhoşu olan domuzlar şişmanlamışlar, artık döşeklerde yatıyor ve hatta takım elbiseler giyip diğer çiftliklerle ticaret anlaşmaları yapıyorlardı.

Ve ‘Bütün hayvanlar eşittir.’ ilkesi artık yerini ‘Bütün hayvanlar eşittir; ama bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşittir.’ almıştı. Daha da kötüsü güce boyun eğmiş,  zavallı hayvanların suskunluğuydu. Zaten domuzların başa gelip güç sarhoşu olmalarının da sebebi bu değil miydi? Aradan çok zaman geçmemişti ki eski efendileri insanlar ile yeni efendileri domuzlar çiftlik evinde şölen sofrasında toplanmışlardı. Çiftliğin diğer hayvanları korka korka eve yaklaşırlar ve cama kafalarını dayarlar ve içerdekilerin suratlarında bir tuhaflık sezerler.İnsanlar ile domuzları birbirinden ayırt edememektedirler. İnsanlar domuzlara, domuzlar insanlara dönüşmüşlerdir. Orwell’ın bu etkileyici sonla bitirdiği eseri ile ilgili Halide Edip şöyle der: ‘Son sahne en kudretli parçasıdır. Orwell herhangi bir iradenin, nizam ve kanundan ayrılınca nasıl bir afete yakalanacağını resmetmiştir.’

Orwell’ın çifftliği üzerinden yıllar geçse bile hala varlığını semtlerimizde , sokaklarımızda sürdürüyor. Hâla güce boyun eğenlerin sırtında güç sarhoşu domuzların yönettiği bir çiftlik. Ve kendimi çiftliğin patika yolları arasında soruma  şu sorularla cevap araken buluyorum: ‘Bir kesimin kaba eti yatmaktan morarırken bedenleri tulum tulum yağ bağlarken ”Ayy yiyecek ekmek yoksa pasta yesinler”diye öbürlerine(!) nasihat ederken bir kesimin açlıktan susuzluktan kıvrandığı çalışmaktan ellerinin morardığı bir düzen midir eşitlik? Koca Reis’in bir rüyası mıdır yoksa bir eşitlik masalı mıdır ?’

 Yazar Hakkında

[x_content_band padding_top=”0px” padding_bottom=”0px” border=”none” bg_color=”#8ed65c”]Abdullah Elbi

abdullah elbiHayallerini peşinde koşarken önüne çıkan engelleri ustalıkla aşan arkadaşım Abdullah Elbi Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Tam Burslu olarak okumaktadır. Kendisiyle ilgili birkaç cümleyi benim yazmamı kabul ederek beni mutlu eden bir kişiliktir 🙂

TAVSİYE YAZI  Periscope #4 YGS Sınav Heyecanı

Yazar Hakkında

Kişisel blog şeklinde başlayan bu girişim ardındaki ekip sayesinde bir serüvene dönüştü.

Yorum Bölümü 0 yorum