Yeni Dizayn ve Yeni Özellikler

Hak Ediyor muyuz? | Murat Atalay

[alert heading=”Not: ” type=”info”]Bu yazı misafir blogculuk kapsamında yazılmıştır.[/alert]

Bu yazımda önceleri dilimize pelesenk olmuş, hakkında esprilerin bile yapıldığı, sözde gündemimiz ve evrensel sorun “Küresel Isınma” ile ilgili birkaç şey söyleyeceğim. Önceki yazımda olduğu gibi bu yazıda da gereksiz yere ahlâk bekçiniz oldum, ama akacak kan damarda durmuyor. O yüzden biraz çekeceğiniz var benden.

Ara sıra bir eski dost misali hatrımıza gelen bu konu günümüzde haber niteliğini kaybetti ve “ısınıyoruz da ne oluyor” halini aldı. Buna karşın her sene milyonlarca ton doğal ve insan kaynaklı gazlar atmosfere salınmaya devam ediyor. Her yıl yaklaşık 3 milyon kişi insan kaynaklı hava kirliliği yüzünden ölüyor. Hindistan – Bombay, Pakistan – Karaçi, Çin – Pekin, Nijerya – Lagos gibi pek çok şehirde kirli hava yoğunluğunun yüksek olduğu gözlemleniyor. Öyle ki, bazı günler şehir sakinleri maske takmadan sokağa çıkamıyor. Bu konuda hava kirliliğinin başlıca kaynağı olan egzoz salınımları ve endüstriyel atıklardan çıkan kükürt dioksit ve azot dioksit bileşenlerinin oluşturduğu kötü havanın az miktarda solunumu bile kalp-damar hastalıklarına, akciğer kanserine, astım ve kronik obstrüktif solunum yolu hastalığı(KOAH) gibi pek çok hastalığa yol açabiliyor. Ancak tam bu noktada çok garip ve önemli bir şey öğreniyor bilim insanları; tabiat, insan etkinliklerinden kaynaklı pek çok olumsuz etkiye karşı olduğu gibi hava kirliliğini de engelleyen bir savunma mekanizmasına sahipmiş. Kısacası, atmosferimiz sahip olduğu doğal mekanizmalarla kendini kirliliğe karşı savunabiliyor.

Peki biz bunu hak ediyor muyuz?  Sonuçlarını umursamadan doğaya saldığımız tonlarca zehirli gaz bir yana, bu gazların temizleyicisi olan ormanlarımızı nankörce yakıp, yıkmamızın mantıklı bir açıklaması olabilir mi? Evren, doğa, tesadüfler zinciri, yaratıcı artık her neye inanıyorsanız, evrenin bu kurallarını kimin belirlediğini düşünüyorsanız, sizce bize bu kadar tolerans tanıması bizim acizliğimize bir delil değil midir? Öyle ki, her geçen zaman bilmediğimiz hünerlerini öğreniyoruz ve daha öğrenmediğimiz ne kadarlık bir kısım var hiçbir fikrimiz yok! [bctt tweet=”Acizliğimizi bile tam olarak bilemeyecek kadar aciziz”]

Dünya ve evreni düşünün! Doğa olayları karşısında kaldığımız çaresizliği bir düşünün! Üretim yapamayan, sadece tüketmeyi ve yok etmeyi becerebilen bir canlı türü olarak yaptığımız her hata sanki önceden düşünülmüş gibi doğa tarafından karşılanabiliyor. Her defasında “doğanın ve Dünya’nın bütün bu direncine rağmen hoyratlığımız öyle bir boyuta erişiyor ki doğayı karşımızda çaresiz bırakıyor” dediğimiz yerde doğanın yeni bir savunma mekanizmasını öğreniyoruz. Sanırım Yaratıcımızın bize tanıdığı bu merhamet karşısında şımarmış olacağız ki, nankörce bu toleransın sınırlarını zorluyoruz. Dünya ve evreni düşünün! Atmosferimizi, okyanusları ve görkemli ormanları düşünün! Bir de yediği, içtiği kaba pisleyen bir hayvan düşünün! Yediği içtiği kaba pisliyor, hayvandır yapar,  ama bununla yetinmiyor; her şeye rağmen o pisliği temizlemeye gelen o Eli ısırıyor!

Nankör, ukalâ, hoyrat… bizi ifade eden kelimeler bunlarken, nasıl hak edebiliriz bunca merhameti? Nasıl hak iddia edebilir, hesap sorabiliriz? Karşılığında hiçbir şey vermediğimiz ve veremeyeceğimiz bunca nimete karşı nasıl bu kadar acımasız davranabiliyoruz? Kim diyebilir atmosferde adeta bir temizlikçi gibi görev yapan hidroksil(OH) radikalleri metan ve izopren gibi bileşikleri tesadüfen oksitliyor? Nasıl diyebilir? Bütün hücrelerimizle er ya da geç toprağa karışacağımız şu Dünya’da sizce de fazla böbürlü değil miyiz?

 Yazar Hakkında

[content_band padding_top=”0px” padding_bottom=”0px” border=”none” bg_color=”#8ed65c”]Murat Atalay

Murat AtalayMerhabalar, ismim Murad. Aslen Antalya’lıyım,İstanbul’da büyüdüm ve yaşamaktayım. Koç Üniversitesi’nde Hukuk Fakültesi öğrencisiyim. Uzay, bisiklet, iskambil desteleri, havalı tüfekler gibi birbiriyle alakasız birçok ilgi alanım var. Zamanla beni daha iyi tanıyacaksınız.

[icon_list][/icon_list][icon_list_item type=”wordpress”]BilgicBlog/[/icon_list_item][icon_list_item type=”twitter”]Murat Atalay[/icon_list_item] [/content_band]

Yazar Hakkında

Kişisel blog şeklinde başlayan bu girişim ardındaki ekip sayesinde bir serüvene dönüştü.