Yeni Dizayn ve Yeni Özellikler

Sınav Kaygısı ile Başa Çıkma Yolları | Helin Yücel

Kaygı, bireyi normal yaşamda fazlasıyla etkileyebilen ve çoğu kez tedirgin edebilen bir duygu olup, bireyin davranışlarını büyük ölçüde etkileyen, uyumsuzluğa neden olan ve öğrencilerde sıklıkla görülen bir duygudur. Sınav kaygısı, öğrencinin çalışmalarını olumsuz etkileyebilir. Bu yazımda sınav kaygısını detaylıca inceleyecek ve sınav kaygısıyla başa çıkma yolları konusunda önerilerde bulunacağım.

Ülkemizde ve Dünyada Sınavlar

Son yıllarda Türkiye’de eğitim sisteminde sınavlar sayı bakımından  artış göstermiş, eğitim sistemi sınav temelli bir hale gelmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) internette yayınladığı bir açıklamaya göre; 22 yaşındaki bir genç, ortalama 16 yıllık eğitim-öğretim döneminde; ilköğretim birinci kademe (ortalama 8 ders, her ders için 1 yılda 6 sınav), ilköğretim ikinci kademe (ortalama 13 ders, her ders için 3 sınav), lise (ortalama 16 ders, her ders için 1 yılda 6 sınav) ve üniversitede (ortalama 16 ders, 1 yılda 6 sınav) olmak üzere 16 yılda yaklaşık bin 138 sınava girmektedir.

Türkiye’de eğitim sistemi sınav odaklı olduğundan, öğrencinin üniversiteye girmesi hayatının en önemli hedefi haline gelmektedir. Üniversiteye hazırlık süreci, ilköğretimin ilk yıllarından başlayarak lise yıllarında devam etmekte; öğrencilerin çoğu, okulunun yanı sıra dershanelere de devam etmekte, bazı öğrenciler öğretmenlerden özel dersler almaktadırlar.

Dünyanın hemen her yerinde birçok insanın hayatı, yalnızca sınavlarla etkilenmekle kalmamakta, sınavlardaki başarılarına göre hayatları hakkında kararlar da verilmektedir. Bütün öğretim kademelerinde giriş, yerleştirme, var olan durumu sürdürme veya bir sınıftan ya da okuldan diğerine geçiş konusundaki kararlar sınav sonuçlarına göre verilmektedir. Bu nedenle, birçok öğrenci sınavları tehdit edici olarak algılamakta ve sınav kaygısı yaşamaktadırlar.

Farklı kültürlerde öğrenciler arasında sınav kaygısının yaygınlığı %25 ile %30 arasındadır. Buna karşın, Türkiye’de Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) hazırlanan öğrenciler arasında yüksek sınav kaygısının yaygınlığı %42 kadardır.

Sınav Kaygısını Etkileyen Faktörler

Sınav kaygısı ve etkileyen faktörlerle ilgili yurtiçi ve yurtdışı pek çok araştırma yapılmıştır. Bu araştırmalardan elde edilen sonuçlar doğrultusunda; yüksek düzeyde akademik başarı beklentisi, düşük benlik saygısı, mantık dışı inançlar, çocuğun başarı durumu, kişilik özellikleri, hedef belirsizliği, plansızlık, çalışma yöntemlerinin bilinmemesi, danışacak kişilerin bulunmayışı, arkadaş çevresi, cinsiyet, kardeş sayısı, kaçıncı çocuk olduğu, ebeveynlerin mesleği ve eğitim durumu, ailenin sosyoekonomik durumu, aile yapısı, okuldaki otoriter eğitim-öğretim anlayışı; olumsuz, soğuk ve kırıcı öğretmen eleştirileri, cezalar, kıt not verme ve zorlu sınıf geçme koşulları, sınav kaygısının küçük yaşlarda gelişmesine katkıda bulunan faktörler arasındadır.

Sınav kaygısı olan bir kişide fizyolojik olarak; uykusuzluk, çarpıntı, kabus görme, terleme, mide bulantısı, baş ağrısı vb. belirtiler görülürken, davranışsal olarak; gerginlik, sinirlilik, öfke, karamsarlık, mutsuzluk, isteksizlik, boş verme gibi belirtiler ortaya çıkar. Bilişsel olarak bireyde;

  • Bu sınavda başarılı olamayacağım,
  • Bu sınav sonunda her şey berbat olacak,
  • Sınıftaki herkes benden daha zeki,
  • Bu sınavda başarısız olursam not durumumu bir daha asla düzeltemem,
  • Sınav sırasında bildiğim her şeyi unutabilirim,
  • Kendimi yetersiz ve eksik görüyorum,
  • Evdekilerin yüzüne nasıl bakarım? gibi bir takım olumsuz düşünceler gelişebilmektedir.

Bilişsel Davranışçı Kurama Göre

Bilişsel davranışçı kurama göre, karşılaştıkları olayları felaketleştirme ya da abartma eğiliminde olan çocuk ve ergenlerde, endişe duyulan bir durumun korkunç olacağı ve felaketle sonuçlanacağı yönündeki mantıkdışı bir inanç, genellikle kaygıya eşlik etmektedir. Sosyal reddedilme ve akademik başarısızlığın “korkunç” olduğuna ilişkin inançları nedeniyle, çocuk ve ergenlerde kişilerarası ilişki kaygısı, sınav kaygısı ve.konuşma kaygısı gözlenebilmektedir.

Bilişsel davranışçı terapi modellerinden biri olan, Albert Ellis’in (1962) geliştirdiği, Akılcı Duygusal Davranış Terapisi (ADDT/ Rational-Emotive Behavior Therapy-REBT), kuramsal görüşlerini ve uygulamalarını dayandırdığı “mantıkdışı inançlar” kavramı, bireyde psikolojik rahatsızlıklara yol açan “çarpıtılmış” düşünceler, inançlar olarak bilinmektedir. Buna göre, bireyin karşılaştığı bir olay karşısında rahatsız edici olumsuz duygular yaşamasının nedeni olayın kendisi değil; bireyin o olaya ilişkin akılcı ya da gerçekçi olmayan bakış açıları, inançları ve düşünceleridir.

Ellis’e göre akılcı olmayan inançlar, kişisel yıkım, duygusal sorunlar, bedenin zayıf düşmesi gibi sonuçlar doğurabilir. Mantıkdışı inançlar, akılcı olmayan (irrasyonel) inançlar, bilişsel çarpıtmalar, olumsuz otomatik düşünceler benzer kavramsal içeriğe sahiptir.

sinav kaygisi 2

Akılcı İnançlar Nedir?

Akılcı inançlar, esnek, realite ile tutarlı, mantıklı ve bireyin psikolojik sağlığını destekleyen ve kendisi için anlamlı hedeflerine ulaşmasına yardımcı olan inançlardır. Akılcı olmayan inançlar ise katı, realite ile tutarsız, mantık dışı, bireyin psikolojik sağlığına engel oluşturan ve kendisi için anlamlı kişisel amaçlarından uzaklaştıran inançlardır.

Tüm insanların akılcı olmayan inançlarla değerlendirme yapmaya biyolojik eğilimleri vardır. Ancak bazı insanların eğilimleri daha çoktur. İnsanların akılcı olmayan düşünme eğilimleri, kendini yıkma alışkanlıkları, ayrıntıcılıkları ve hoşgörüsüzlüğü genellikle aile ve içinde bulunduğu kültür tarafından aktarılır. Bu da en çok erken çocukluk yıllarında oluşur.

İnsanlar mantıksızlığa eğilimli olarak dünyaya gelirler, bununla beraber bu eğilimleri çevreleri tarafından beslenir, özellikle de insanların dış etkenlere en çok yatkın oldukları ilk çocukluk döneminde etkilendikleri düşünülmektedir. Ancak doğuştan gelen bireysel farklılıklar da kabul edilmektedir. İnsanlarda mantık dışı inançlar, çeşitli nedenlerle şekillenmektedir. Birincisi, çocuk özellikle gelecekteki doyumdan daha çok şimdiki doyumda ısrar ettiğinden, iyi düşünememektedir ve gerçek korkularını fantezi korkularından doğru olarak ayırt edememektedir. İkincisi, çocuk başka insanların düşüncelerine ve planlarına bağımlıdır. Üçüncüsü; anne babanın, aile üyelerinin mantıksız eğilimleri, önyargıları, batıl inançları vardır ve bunları çocuğa geçirmektedir. Dördüncüsü; bu süreç tüm medyanın öğretileri ile yoğunlaşmaktadır. Böylece, birey gelişim sürecinde mantıksız düşüncelerini de artırarak ve mantıksız düşünceleri daha da güçlenerek büyümektedir.

Ellis’e göre insanlar, yaşamlarında kötü bir olay yaşadıklarında, zorlandıklarında, strese maruz kaldıklarında, eğer önemli ölçüde irrasyonel düşüncelere bağlılarsa, ciddi derecede duygusal rahatsızlık yaşayabilmektedirler.

 

İnsanlar kendilerini koruma, mutlu olma, düşünme, kendini açıklama, sevme, diğer insanlarla iletişim kurma, büyüme ve kendini gerçekleştirmeye ilişkin eğilime sahiptir. Ancak insanlar aynı zamanda, kendini yok etmeye, düşünmekten kaçınmaya, ertelemeye, hatalarını sürekli tekrarlamaya, toleranssızlık ve mükemmeliyetçilik geliştirmeye, batıl inançlara, kendini suçlamaya ve gizil güçlerini gerçekleştirmekten

kaçınmaya ilişkin eğilime de sahiptir. Birçok insan, kendilerine zarar verecek inanışları nedeniyle, kendilerini duygusal olarak rahatsız hissedecekleri durumlara sokmaya güçlü bir eğilim duymaktadırlar. Bu yüzden de iyi bir ruh sağlığına ulaşmayı ve bunu korumayı imkansız hale getirirler.

Mantık Dışı İnançlar

Ellis ; kuramsal görüşlerinin temelini oluşturan 11 mantıkdışı inançtan birisi olan “bir şeyi tehlikeli ya da korkutucu olarak görürsen; zihnini bununla meşgul etmeli ve endişe duymalısın” biçimindeki inancın kaygıya yol açtığını belirtmiştir.

Öğrencilerin en sık karşılaştığı problemlerden olan sınav kaygısının oluşumunda da bu mantık dışı inanç, esas rolü oynar. Sınavın tehlike yaratan bir durum olarak düşünülmesi, zihnin sürekli sınav anı ve sınav sonrası olacaklarla (hayal kırıklığı gibi) meşgul edilmesi ve bu konuda endişe duyulması, sınav kaygısının yaşanmasına yol açar.

Birey, gerçekte birçok durumun yeni veya farklı seçeneklerini istediği zaman bulabilir. Bireyin kendini seçeneksiz hissetmesi, gerçekten de en son durumun bu olduğu anlamına gelmektedir. “Bu sınavı kazanmalıyım” şeklindeki bir ifade güzel, motive edici cümle gibi görünse de bunu içten söyleyen bir öğrenci için son derece stres yaratıcı bir durum olabilmektedir. Sonuç olarak, bir sınav kaygısı yaratılıp, bu kaygının etkisi ile sınava girildiğinde, sınavda beklenen başarının çok altında bir başarı ortaya çıkabilir. Bu çarpıtmada başka seçenek yoktur ve gelinen son nokta budur.

 

Yoğun sınav kaygısı yaşayan öğrencilerin, başarısızlık ve yetersizlik üzerine tasarlanmış, mantık dışı içsel konuşmaları vardır. Bunlardan bazıları; “Daldım”, “Kendimi veremiyorum”, “Okuduklarımı anlayamıyorum, aklımda kalmıyor”, “Ben başarısız olacağım”, “Sınıftaki herkes benden daha zeki”, “Kendimi yetersiz ve eksik görüyorum”, “Bu sınavda başarısız olursam not durumumu bir daha asla düzeltemem”, “Sınav sonunda her şey berbat olacak”, “Zaten beceriksizin biriyim” “Evdekilerin yüzüne nasıl bakarım?” gibi olumsuz içsel konuşmalardır. Bu tür olumsuz düşünceler çocuğun dikkatini toplamasını engelleyerek, sınav üzerine yoğunlaşmak yerine başka yönlere dikkat vermesini sağlar. Burada gereksiz bilişsel davranışlara yönelen kişi sınavlara çalışırken ve sınavlarda düşük verim gösterirler

 

Ülkemizdeki eğitim sisteminin zorlayıcılığı, genç nüfusun fazla olması, son dönemde ülke eğitim sistemindeki değişiklikler stres ve kaygıyı ilkokul sıralarına kadar taşımıştır. Eğitimin sistematize edildiği okullar ruh sağlığı çalışmalarında özellikli bir yere sahiptir. Buradan da anlaşılacağı üzere eğitim ve ruh sağlığı birbirinden ayrılmaz iki kavramdır.

 

KAYNAKLAR

1-Çivitci A. Ergenlerde mantık dışı inanç ve sürekli kaygı ilişkisi. Eğitim Fakültesi Dergisi 2006;7:27-39.

2- Erözkan A. Üniversite öğrencilerinin sınav kaygısı ve başa çıkma davranışları. Muğla Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 2004; Bahar: 13-38.

3-Ekenel E. Matematik dersi başarısı ile bilişötesi öğrenme stratejileri ve sınav kaygısının ilişkisi. [Yüksek lisans tezi] Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü; 2005.

4-Kabalcı T. Akademik başarının yordayıcısı olarak sınav kaygısı, benlik saygısı ve sosyo-demografik değişkenler. [Yüksek lisans tezi] Ankara: Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü; 2008.

5-Aslan SA. Ergenlerde ana-baba tutumu, sınav kaygısı, ders çalışma becerilerinin lise giriş sınavını yordama düzeyleri. [Yüksek Lisans Tezi] Mersin: Mersin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü; 2005.

Yazar Hakkında

Kitap okumayı, keman çalmayı çok seviyorum. Ne zaman kendimi mutlu etmek istesem kemanımın sesine bırakırım ruhumu, bedenimi… Sabırlı ve azimliysen, gerçekten istiyorsan başarırsın… Ve bu küçük bir başarı olsa da diğer istediğin şeyler için yola çıktığında senin için referans görevi görür. "Ben istersem yapabilirim" dersin kendine …

Yorum Bölümü 4 yorum